Yeni yılın ilk grup terapisine ısınma oyunu ile başladık. Oyunda herkes kendi isminin baş harfiyle başlayan bir sıfat seçti. Bu sıfatlar grup içinde birbirimizi dikkatle dinlememizi sağladı. Ayrıca seçilen sıfatların, kişinin kendine dair nasıl bir imaj kurduğunu düşündürmesi ayrı bir tartışma konusu oldu.
Danışmanımız 30 yıl geriye gitmemizi istedi. Çocukluk hayallerimizin ne kadarını devam ettirdik?
Hayallerimizi bir süre sonra bırakıyoruz. Hayat bizleri başka yollara sürüklüyor.
Hayallerimiz neydi? Onları gerçekleştirebildik mi?
Bir katılımcı: “Tüm hayallerim bir şekilde gerçek oldu.” Onun inancı hayal edilenler gerçek oluyor.
Mutluluk bir oluş hali. Mutluluk altında öfke de var isyan da.
Beklentimizi yüksek tutmazsak mutsuz da olmayız.
Katılımcı hayalini anlatıyor: 19 ve 45 yaşındaki hayali
19 yaşında bir kızı beğeniyor. Sevgisini bir mektupla anlatıyor. Edebi olarak inceler misin diye kıza veriyor. “Bir pencere hayal ediyorum. Bir köşesinde orman, bir kenarında deniz.” Kız mektuptaki yazılanların kendisi için yazılmış olduğunu hemen anlıyor. 40 yıl sonra mektup katılımcının önüne geliyor. “Bu evi bana yap.” Katılımcı evi yapmış. Hepimiz duygu dolu anlarla hayali ve gerçekleşmesini dinledik.
Aynı katılımcı anlatımına devam ediyor.
Kendisi Yörük çocuğu. Dağcılık kulübüne üye olmuş ve bu konuda eğitim almış. Sonra dağlar ve rotalarla ilgili notlarını, fotoğrafları 3 yaşındaki torunu için biriktirmeye başlamış. Avusturya’da yaşayan ve 6 Mart 2013 yılında 24 yaşına giren torununa bu notları bir arkadaşı vasıtasıyla ulaştırmış.
Bu iki anlatım hayallerimizin arkasından gitmemiz ve bunun da uzun soluklu bir yol olduğunu bizlere gösterdi.
Başka bir katılımcı hayali: Lise yıllarında İzmir’de yaşıyor. Yaşadığı ev inşaat halinde ve bir site inşaatı. Temeli atılmış 90 tane ev var. Annesine şu ev benim olacak diyor. Evler bitiyor ve kendisi şu an o evde oturuyor. Hayali gerçek olmuş. Babası maalesef evin bittiğini görememiş. Rüyasında babasını görmüş ve babası gülümseyerek gitmiş.
Aslında herkesin hayali değil mi bir evinin olması.
Başka bir katılımcı anlatıyor: Evini gece yarısı terk etmiş. İşim olmalı demiş. Bunun için büyük savaşlar vermiş. Sınava çalışmış. Sınavı kazanarak işe başlamış. Ev almak istiyormuş. Çok istediği evini de almış.
Danışmanımız diyor ki: Bilinç dışı hayaller bizi o hedefe götürür. Taşınırken bir kolinin içinde çıkan notlarda bir sahil kasabasında yaşamak varmış. Şu an bir sahil kasabasında yaşıyor.
Başka bir katılımcı: Amasya’nın Hamamözü ilçesinde yaşarken deniz ve dalga sesi hayal ediyormuş. En son satın aldığı ev tam hayalindeki gibiymiş. Yattığı odada dalga sesleri gelirken hayal ve gerçek ses birbirine karışıyormuş. Hayali gerçek olmuş ancak artık geceleri uyku problemi yaşıyormuş.
Hayal gerçek olunca yeni bir hayal kurmak gerekiyor.
Başka bir katılımcı sevimli hayalet gibi uçuyorum diye söze başladı. Kamu Kentte bulunan evini 2016 yılında almış. 2010 yılında resim yapmaya başlamış. Önce karakalem çalışmaları yapmış ancak bu çok hoşuna gitmemiş. Hayvan, yaşlı insan, çocuk, çiçek derken manzara çizmeye başlamış. 2012 yılında çizdiği manzara çok şaşırtıcı olsa da şu an yaşadığı evin manzarası. Daha o zaman hayal ettiği ve manzara olarak çizdiği bu evde şu an yaşıyor olması bize ilginç geldi. Evinden görünen büyük ağaç bile aynı yerdeymiş.
Danışmanımız; ağzımızdan çıkan kelimeler dikkat etmeliyiz dedi. Pandemi sırasında evde olmaktan çok sıkılmış ve günde 10 seans yapmak istiyorum demiş. Ve gün gelmiş 10 seans yapmaya başlamış. Yorgunluktan çok bunaldığı bir anda bu sözü aklına gelmiş.
Danışmanımız bir hayalinden bahsetti. Atölyesi olsun istiyor. Önce mekan dosyasını hazırlamış. Kritiğini yapmış. Kritiğini yaparken daha gerçekçi kritiklerini de yapmış. 4 aşamada bunları değerlendirmiş. Hayal et, planla, kritiğini yap ve dışardan gözlemle. Sadece hayal etmek yetmiyor. Hayalleri gerçekleştirmek için girişimler yapmak lazım. Hayalimizi gerçekleştirdiğimizde de yeni hayaller bulmalıyız.
En sevilen zaman, oyun zamanı geldi. Hayal koltuğuna oturup hayalimizi anlatacağız. Oyunu tam olarak oynayamadık ancak 2 farklı hayal daha dinleme fırsatı bulduk.
Katılımcı anlatıyor. Karaburun yarım adasında yaşıyoruz diye söze başladı. Burasının nadir bir bölge olduğunu RES ve GES’lere verilmiş 7 şirket olduğunu, çevreciler olarak bunlarla baş etmeye çalıştıklarını anlattı. Bir diğer çabasının zeytin ağaçlarını korumak üzere harcadığını dile getirdi. Bu ağaçları teker teker tespit edip koruma altına aldırdıklarını anlattı. Kişiler arsasını satıp değerlendirmek istiyor dedi. Onlar da arsa sahibini sen bu ağaçlara dokunma biz bakımını yapalım, topladığımız zeytinin gelirini sana verelim diye arsa sahibini ikna ediyorlarmış. Bu zeytinleri erken hasat, soğuk sıkım yaptıklarında yüksek fiyatla satabiliyorlarmış ve zeytin sahibine parasını ödedikten sonra kalan parayı kız çocuklarının eğitimine harcıyorlarmış. Ne kadar güzel bir uğraş demekten kendimizi alamıyoruz.
Başka bir katılımcı hayvanları çok seviyorum diye söze başladı. Elinde 2 bilekliği varmış. Kuzey kutbunda ayı sahiplenmiş. Ara ara onu izleme fırsatı buluyormuş. Ülkemizde pırıl pırıl bir ortamda hayvan sahiplenmek ve zaman zaman onu izlemek en büyük hayali.
Danışmanımız hayal ile ilgili yapmamız gerekenleri örnek olarak sıralıyor:
Planlama Yapıyoruz
- Belediyeden destek
- Avrupa birliğinden destek
- Gerekirse kapı kapı dolaşıp destek
Kritik Aşaması
- Ret edilme
- Ses çıkarılmaması
- Yerine ne koyabilirim?
- Sıkıntı varsa planlamayı gözden geçir
Planlama ve kritik aşaması bittikten sonra eylem aşamasına geçmeliyiz.
Hayalimizi gerçekleştirmek için zihnimizi zorlayarak sınırsız imkanlar yaratabiliriz. Önemli olan gerçekten istemek ve hayalin peşinden koşmak.
Bugünkü oturumda hayallerin gerçekleşme biçimlerinin kişisel ve toplumsal yönlerini gördük. Ev, doğa, sanat ve üretim gibi temalar öne çıktı. Danışmanımızın önerdiği planlama–kritik–eylem aşamaları hayallerimizi somutlaştırmak için yol gösterici oldu. Ödevimiz ise hayalimizi zaman sınırı koyarak detaylı yazmak.
Not: Bu metin katılımcı notudur. Danışman görüşü olarak değerlendirilmemelidir.