Açılan sohbetin üzerine danışmanımız Mordağan’ın çevre sorunları ile ilgili bir hayal oluşturmamızı istedi.

Mordoğan’da yazlıkçı olan ancak ikametgahları burada olmayan kişilerin ikametgahlarını buraya alması istedik.

Burada yaşamayan ve boş kalan ev sahipleri daha çok vergi ödesin hayalini dile getirildi.

Danışmanımız hayal kurarken şikâyetten çıkmamız gerektiği konusunda bizleri sıklıkla uyardı.

Isınma oyunu ile devam ediyoruz. Hepimiz birer renk belirleyerek o rengin bugün için ne ifade ettiğini anlattık. Güzel bir oyundu. Herkesin canlı renkler ve umutlu olmasına karşın bir katılımcının rengi griydi ve duyguları karmaşıktı. Ancak hissettik ki o gri renk bizlerle renklendi yeniden.

Danışmanımızdan güzel sözler. Bu buluşmaların enerjisinin çok yüksek olduğunu renk seçerken bile bizlerle aynı renkleri seçtiğini, bizlerle olmaktan mutlu olduğunu ifade etti.

Bir katılımcının hiç hayal kurmadığı açıklaması üzerine danışmanımız üzerine düşünmediğimiz şeylerin de aslında hayal olduğunu, örneğin akşama ne yemek yapacağımızın da gerçekte bir hayal olduğu ifade etti.

Danışmanımız insanlar üzerinde yapılan bir deneyden bahsetti. Bu deneyde deneklerin beyin aktiviteleri (Elektrotlar aracılığıyla) ölçülüyor ve butona basmadan önce beyinde “hazırlık potansiyeli” adı verilen elektriksel hareketlenme tespit ediliyor. Yani karar bilinçli olarak verilmeden önce beyinde hareket başlıyor.

Danışmanımız: “Hayal pamuk gibi. Hayal kurduğumuzda bulutların üzerinde oluyoruz. Burada önemli olan bu hayal gerçekleşmediğinde bizi üzmemesi. Örneğin ben ayı balığı görmeyi hayal ediyorum. Bu hayali gerçekleştirmek için sabahtan akşama kadar deniz kenarında oturur, ortam yapar beklerdim. Ancak ayı balığı görmemenin üzerimde olumsuz bir etkisi yok.”

Bir katılımcı “çok hayal kuranlara hayalperest denirdi.”

Danışmanımız devam ediyor. Aklı bir karış havada gibi kelimelerle bizim hayallerimiz baskılandı. Baskılandığımız için hayal kelimesinin anlamını tam bilmiyoruz. Hayal kelimesine olumsuz bir etiket yapıştırıldı.

Katılımcı yorumu her hayal bir gerçek, her gerçek bir hayal.

Günün sonunda bu grup terapisinin bize öğrettikleri ise kısaca şöyle:

  • Şikâyetten çıkma pratiği: Hayal kurarken sorunları dile getirmek yerine, çözüm odaklı ve pozitif bir dil kullanmalıyız.
  • Hayalin özgürlüğü: Danışmanınızın söylediği gibi, hayal gerçekleşmediğinde üzülmemek önemli. Hayali bir “deneyim” olarak görmeli ve onu bir hedefe bağlamadan özgür bırakmalıyız.
  • Olumsuz etiketleri dönüştürmek: “Hayalperest” veya “aklı bir karış havada” gibi kelimeleri yeniden tanımlayarak, hayal kurmayı değerli bir beceri olarak sahiplenmeliyiz.
  • Gerçek-hayal döngüsü: Bir katılımcının söylediği “her hayal bir gerçek, her gerçek bir hayal” cümlesini sık sık hatırlamalı ve hatırlatmalıyız.

Hayal kurmak, geleceğin tohumlarını bugünden eken bir yolculuk; o tohumlar bazen filizlenir, 
bazen rüzgârla savrulur, ama her zaman bize gökyüzüne bakmayı hatırlatır.


  • Sibel Doğan Mayalı ile Hayaller ve Hedefler - II
  • Sibel Doğan Mayalı ile Hayaller ve Hedefler - II
  • Sibel Doğan Mayalı ile Hayaller ve Hedefler - II
  • Sibel Doğan Mayalı ile Hayaller ve Hedefler - II
  • Sibel Doğan Mayalı ile Hayaller ve Hedefler - II
  • Sibel Doğan Mayalı ile Hayaller ve Hedefler - II
  • Sibel Doğan Mayalı ile Hayaller ve Hedefler - II
  • Sibel Doğan Mayalı ile Hayaller ve Hedefler - II

Not: Bu metin katılımcı notudur. Danışman görüşü olarak değerlendirilmemelidir.